Geçenlerde bir restoran sahibi, ajansımıza biraz sitemle biraz da şaşkınlıkla geldi. Elinde rakibinin bir sosyal medya ajansından aldığı içerik takvimi vardı; onu aynen kendi işletmesine uyarlamak istiyordu. Sayfalarca detaylı plan, gün gün yazılmış gönderiler, hepsi şık bir sunumda. Bizimle görüşmeye geldiğinde tek derdi “aynısından biz de istiyoruz, neden bizim sayfamız böyle değil” diyordu. Oturup konuştuk; meğer rakibi bir İtalyan pizzacıymış, kendisi ise ağırlıklı olarak kebap ve yöresel lezzetler sunan bir esnaf lokantası işletiyor. Yani birinin müşterisi üç gün önceden masa rezerve edip gelirken, diğerinin müşterisi öğle arasında hızlıca karar verip dalıyor. Bir tarafın yoğun günü hafta sonu, diğerinin en deli saati öğlen 12:30. Ama takvim aynı. İşte tam bu noktada sektöre göre sosyal medya içerik takvimi nasıl yapılır sorusu ortaya çıkıyor ve biz, Kobimedya olarak yıllardır bu sorunun cevabını her seferinde yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz.
Herkese aynı takvim neden çöküyor
Hazır şablonlar, internetten indirilen PDF'ler ya da “başkasında işe yaramış” takvimler kadar büyük bir tuzak görmedik bu sektörde. Bunu bizzat defalarca yaşadık çünkü bir işletmenin nabzı, tedarik zincirinden çalışanın izin gününe, lokasyonun trafiğinden müşterinin ruh haline kadar sayısız değişkene bağlı. Siz kendi işletmenizin gerçekliğini görmezden gelip, bambaşka bir sektörün veya bambaşka bir lokasyonun ritmine göre içerik üretmeye kalktığınızda olan şu: İnsanlar sizi dinlemiyor. Daha kötüsü, sizi yanlış zamanda yakalayan müşteri, doğru içeriği yanlış bağlamda görüp “bu işletme beni anlamıyor” diyor ve sessizce kayıp gidiyor. Sosyal medya yönetiminde başarısızlığın en büyük sebeplerinden biri aslında üretilen içeriğin kalitesizliği değil, o içeriğin zamanlaması ve bağlamının işletmenin gerçek dünyasıyla örtüşmemesidir. Bunu göz ardı eden işletme sahipleri, “içerik üretiyoruz ama etkileşim yok, müşteri gelmiyor” sarmalına giriyor ve çoğu zaman parayı boşa harcadığını düşünüp dijitalden tamamen soğuyor.
İşletme ritmini içeriğe taşımak: yoğun gün, sakin gün
İçerik takvimi kurarken bizim Kobimedya’daki ilk prensibimiz şu: Sosyal medya, işletmenin vitrinidir ama aynı zamanda tezgâhın arkasındaki mutfağın da sesidir. Siz sakin bir salı sabahında kuaför dükkânında boş boş otururken “bugün yoğunuz, randevusuz gelmeyin” içeriği atarsanız, bu sadece komik olur. Ya da cumartesi akşamı restoranınız tıklım tıklımken, aceleyle telefona sarılıp kötü ışıkta çekilmiş bir tabak fotoğrafını “buyurun gelin” diye paylaşırsanız, gelen müşteri kapıda sıra beklerken sizi bulur ve ilk deneyimi kötü olur. Bu nedenle bizim yöntemimiz, işletmenin doğal ritmini bir haftalık periyotta analiz etmekle başlar. Yoğun günlerde ve yoğun saatlerde yapılan paylaşımların amacı farklıdır, sakin günlerde yapılanın amacı farklı. Sakin günler, marka bilinirliğini artırmak, stüdyoda profesyonel çekimler yapmak için altın değerinde fırsatlardır. Sektöre göre sosyal medya içerik takvimi nasıl yapılır sorusunun en can alıcı cevabı tam burasıdır: İçerik boşluk doldurmak değil, işletmenin temposuna eşlik eden bir orkestra şefliğidir.
Restoran için günlük taze içerik mantığı
Bir restoran işletiyorsanız, sosyal medyada en büyük avantajınız anlık olmanızdır. Ama bu avantajı iyi yönetemezseniz, sürekli açlık isteyen bir canavara dönüşür. Biz restoranlar için içerik takvimi kurarken, haftayı malzeme tedarik günleri ve mutfak temposu üzerinden okuruz. Taze balık ne zaman geliyor? Hangi gün hamur mayalanıyor? Kelle paça hangi gecelerde daha çok gidiyor? Bu soruların cevabı, takvimin omurgasını oluşturur. Öğle yemeğine hitap eden bir esnaf lokantasında her sabah 10:00-11:00 bandında yayınlanan günlük menü videosu, maliyetsiz bir reklam panosu gibi çalışır. Ama aynı stratejiyi, akşam yemeğinde şamdan ışığında şarap içilen bir fine dining restoranda uygularsanız, o günlük hikâye paylaşımı bile markaya zarar verir. Fine dining tarafında ritim, haftalık ve konsept bazlıdır. Çarşamba günü yayınlanan bir şefin özel menü tanıtımı, cuma ve cumartesi rezervasyonlarını doldurmaya yönelik kurgulanır. Biz bu ritmi ayarlarken, görselliğin kalitesini asla bozmadan, anlık dokunuşları genelde hikayelerde (story) bırakır, kalıcı akışı ise haftalık plana sadık kalarak yönetiriz. Bu kurguyu yapmayan restoranların en büyük hatası, ya sürekli son dakika içerik çıkarma telaşıyla yanık tencere fotoğrafı paylaşmak ya da ayda bir kere çekilmiş birkaç profesyonel fotoğrafı döndürüp durmaktır. Müşteri, fotoğrafın arkasındaki telaşı ve tazeliği sezer.
Kuaför için before-after ve randevu döngüsü
Kuaför ve güzellik sektörü kadar görselliğe bağlı ama bir o kadar da yanlış anlaşılan bir alan daha yok. Burada en büyük yanılgı, sürekli “öncesi-sonrası” fotoğrafı yayınlamanın yeterli olacağını sanmaktır. Evet, öncesi-sonrası çok güçlü bir kanıt formatıdır ama bıktırana kadar yapıldığında sayfanızı bir katalogdan farksız hale getirir. Kobimedya olarak biz kuaför müşterilerimizde, haftanın belirli günlerini özel konseptlere ayırıyoruz. Salı günü genelde daha sakindir, çoğu kuaförde çalışan izin günüdür; işte bu günü eğitim içeriklerine, saç bakım tüyolarına ve canlı yayınlara ayırmak mükemmeldir. Perşembe günü, hafta sonu için randevu hatırlatmalarının ve “boş yerimiz kaldı” paylaşımlarının günüdür. Cumartesi paylaşımları neredeyse anlık olmalıdır; bir yandan salondaki pozitif enerjiyi gösteren hikayeler, diğer yandan yeni boşalan bir koltuk için “şimdi arayın, akşamüstü için yer açıldı” uyarısı. Bizim sektöre göre takvim kurma yöntemimizde, bu döngüyü ayarlarken özel bir püf noktamız daha var: kuaförün kişisel markası ile işletme markası arasındaki denge. Eğer kuaförün kendisi tanınan bir isimse, içerik onun ağzından çıkmalı; eğer mekânın konsepti öndeyse, içerik daha kurumsal ve deneyim odaklı olmalı. Ne zaman hangi tonu kullanacağınızı bilmezseniz, sayfanız kimliksiz bir albüme dönüşür.
Emlak için portföy ve bölge içeriği dengesi
Emlak sektörü, sosyal medyada en çok zorlanan ama doğru yapıldığında en yüksek dönüşümü alan sektörlerden biridir. Buradaki tuzak şu: Sadece portföy ilanı paylaşmak. Oysa bir emlak danışmanının gerçek gücü, bölge bilgisi ve güvenilirliğidir. Biz bir emlak ofisi için içerik takvimi kurarken, takvimin en az yarısını bölge anlatımlarına, piyasa yorumlarına, yatırım tüyolarına ve hatta o mahalledeki yaşam kalitesine dair içeriklere ayırırız. Bir daireyi satmak için onlarca fotoğraf ve bir video yetmez; o dairenin bulunduğu sokağın sabah sessizliğini, en yakın markete yürüme mesafesini, çocuk parkındaki güvenliği göstermeniz gerekir. Bu içerikler, portföy paylaşımları arasına akıllıca serpiştirildiğinde, müşteri sizi sadece bir ilancı olarak değil, o bölgenin gerçekten uzmanı olarak görmeye başlar. Ayrıca emlakta içerik ritmi, konut tipine göre de değişir. Lüks konutlar için içerikler haftalık, detaylı video turları ve drone çekimleri şeklinde planlanırken; günlük kiralık veya öğrenci evleri için içerik temposu çok daha hızlı ve anlık olmak zorundadır. Yani bir emlak danışmanı, “benim sektörümde her gün üç ilan atmalıyım” gibi ezbere bir kurala bağlı kalarak hareket edemez. Eğer o gün bir boşanma davası sonucu acil satılık bir ev gelmişse, o içerik derhal üretilmeli ve öne çıkarılmalıdır. Ama yazlık sezonu başlangıcında, müstakil bahçeli bir villa için iki aylık bir hikâye örgüsü kurmak da mümkündür. Katı kurallar bu sektörde işlemez.
Kobimedya Vizyonu
Sektörde 20. Yılımız
Özel gün, sezon ve kampanya yerleştirmesi
İşletme sahiplerinin takvimlerinde en büyük karmaşayı yaratan şeylerden biri de özel günlerdir. Anneler Günü, Sevgililer Günü, yılbaşı, bayramlar hepsi birbirinden önemlidir ama her birinin işletmeye etkisi tamamen farklıdır. Bir restoran için Sevgililer Günü haftası, belki de bir aylık iletişim planı gerektirirken, bir emlak ofisi için o gün sıradan bir pazartesidir. Kobimedya'daki yaklaşımımızda yıllık takvimi, sektöre özel sezonlarla birleştiririz. Bir kuaför için gelin sezonu mayıs ayında başlar, nişan dönemi ağustosta yoğunlaşır. Bir emlak ofisi için okulların açılması, kira piyasasını hareketlendirir. Bir restoran için ise ramazan ayı bambaşka bir menü ve paylaşım ritmi demektir. Bu özel dönemleri takvime yerleştirirken asıl mesele, o güne özel içeriği ne zaman yayınlamaya başlayacağınızdır. Genel hata, o gün geldiğinde “bugün anneler günü” yazmaktır. Oysa siz o gün geldiğinde, rezervasyonları çoktan kapatmış, kampanyaları sonlandırmış olmalısınız. Doğru zamanlama için geriye dönük bir planlama şarttır. Eğer 14 Şubat için bir kampanyanız olacaksa, bunun ilk kıvılcımı en geç 1 Şubat'ta atılmalı, erken rezervasyon teklifi sunulmalıdır. Bizim takvim kurma yöntemimizde, bu geriye dönük zincirleme planlama, başarıyı getiren en kritik detaydır.
Bizim sektöre göre takvim kurma yöntemimiz
Kobimedya olarak, bir işletmeyle çalışmaya başladığımızda ilk haftaları içerik üretmek için değil, işletmenin kalp atışlarını dinlemek için harcarız. İşletme sahibiyle oturur, onun ne zaman yoğun olduğunu, ne zaman sıkıldığını, hangi ürünün gerçekten para kazandırdığını konuşuruz. Sonra o işletmenin fiziki trafiğini bir süre gözlemler, haftanın günlerine göre müşteri profilini anlamaya çalışırız. Salı günü gelen müşteriyle cumartesi gelen aynı olmayabilir. Biri fiyata duyarlı emeklidir, diğeri deneyime önem veren genç bir çifttir. Siz bu iki farklı insana aynı gün, aynı dille hitap eden bir içerik yayınlarsanız, ikisini de elinizde tutamazsınız. Bu analizin ardından, tamamen o işletmeye özgü bir haftalık tempo oluştururuz. Bu tempo, hangi gün hangi formatta içerik çıkacağını belirleyen ama gerektiğinde esneyebilen, canlı bir iskelettir. O iskeletin üzerine sezonu, kampanyaları ve özel günleri giydiririz. Bu yöntemin güzelliği şurada: Bir süre sonra işletme sahibi, sosyal medyayı bir angarya olarak görmekten çıkıp, onu gerçekten işine yarayan bir araca dönüştürüyor. Tıpkı yıllardır beraber çalıştığımız, bir zamanlar “benim yeğen halleder” zihniyetiyle kaybeden, şimdi ise doğrudan rezervasyona geçerek aracı platform komisyonlarından tasarruf eden, müşterisiyle arasındaki mesafeyi kaldıran restoranlar ve kuaförler gibi.
Bu işin sırrı, yapıştırılmış bir Excel tablosunda değil, sizin işletmenizin ruhunu anlayan bir stratejide saklı. Başkasının takvimi size bol gelir; ya da dar. Planlamanın maliyeti, plansızlığın yarattığı kayıptan her zaman daha düşüktür. Önemli olan, size özel dikilmiş bir planla yola çıkmak ve o planı zaman içinde sizinle birlikte nefes alıp veren bir yapıya dönüştürmektir. Eğer bu konuda nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız ya da mevcut takviminizin neden işlemediğini merak ediyorsanız, gelin konuşalım. Sektörünüze özel, sürdürülebilir bir içerik ritmi inşa edelim.
Web Sitesi: kobimedya.com