Geçen hafta Anadolu’nun köklü bir sanayi şehrindeydik. Yıllardır Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya makine ekipman ihraç eden orta ölçekli bir firmadaydık. Toplantı odasında ihracat müdürü, genel müdür ve fabrika sahibi vardı. İhracat müdürü söz aldı, bir elinde telefonu diğer elinde rapor dosyası vardı. “LinkedIn’de Alman distribütörlerin karşısına çıkmaya başladık ama Instagram’da genç mühendisleri görmeye başladık, kafamız karıştı” dedi. Patron ise hâlâ fuarların ve yüz yüze ziyaretlerin asıl iş olduğunu, sosyal medyanın sanayi işinde “hafif” kalacağını ima ediyordu. İşte tam orada anladık ki ihracat yapan bir sanayi firması için LinkedIn ve sosyal medya konusu, masa başında içerik takvimi yapan bir ajansın değil, 20 yıldır sanayinin içinde dolaşan bir ekibin anlatabileceği kadar katmanlı ve sahici bir mesele. Üstelik dünya çapındaki tedarik zinciri kararlarının giderek daha fazlası, bir satın almacının Google araması ya da LinkedIn profili ziyaretiyle başlıyor.
Sanayide sosyal medya neden el ilanından farksız kullanılıyor
Kobimedya olarak B2B tarafında yüzlerce firmanın dijital varlığını analiz ettik. Gördüğümüz manzara çoğu zaman şu: Sanayici, sosyal medyayı hâlâ bir ürün kataloğunun online versiyonu gibi kullanıyor. Üç günde bir çekilmiş bir makine fotoğrafı, altına makinenin teknik özelliklerinin İngilizce sıralandığı bir açıklama, birkaç hashtag. Oysa yurt dışından bir satın alma direktörü ya da teknik ekip lideri, tedarikçi seçerken aslında bundan çok daha fazlasına bakıyor. Firma sahibi “Paylaşıyoruz işte” diyor ama o paylaşımlar dijitalde bir katalogdan ibaret kalıyor. İhracatçı sanayici için sosyal medya dediğin şey, fuar standında yabancı bir müşteriyle başlayan 45 dakikalık konuşmanın, güven ilişkisinin dijital temsilidir aslında. Siz sadece ürün görseli paylaştığınızda, o konuşmanın sadece broşürü bırakıp gitmiş oluyorsunuz.
Karar vericiyi bulmak: Algoritma değil niyet meselesi
Bu işin en sancılı kısmı şu: Platform seçerken sayılara bakıp karar veriliyor. “Instagram’da takipçimiz artsın, LinkedIn’de bağlantı sayımız çoğalsın” mantığı var. Ama bir İtalyan tedarik zinciri müdürü, ihtiyacı olan özel bir metal işleme kapasitesi için nerede arama yapar? Cevap çok net: Çoğu zaman LinkedIn’de, sektörel gruplarda ya da Google üzerinden spesifik bir anahtar kelimeyle. Instagram burada yan rol oynayabilir; özellikle firmanın üretim disiplinini, tesis temizliğini, ekip çalışmasını göstereceğiniz görsel bir vitrin olarak. Ama asıl satın alma niyeti taşıyan karar verici LinkedIn gibi profesyonel ağlarda bulunmayı tercih ediyor. Kobimedya olarak bizim gözlemimiz şu: Bir ihracatçı sanayi firmasının sosyal medya planını yaparken, platform seçimi “her yerde olalım” diye değil, “karar verici hangi platformda, hangi içerikle harekete geçer” diye başlamalı. Aksi takdirde dört platformda vasat içerikle var olmak, sizi görünür kılmadığı gibi ciddiyetten de ödün verdiriyor.
İçerik dediğin broşürün PDF’i değildir
Sanayi tarafında sık yapılan bir hata daha var. Firma, yeni bir üretim hattı kurduğunda ya da bir sertifika aldığında bunu sosyal medyada paylaşacağı zaman aklına gelen ilk şey, o belgenin fotoğrafını koyup altına bir iki cümle yazmak oluyor. Oysa ihracat yapan bir sanayi firmasının LinkedIn ve sosyal medya varlığı, aslında o belgenin arkasındaki hikâyeyi anlatmalı. O sertifikayı almak için hangi denetimlerden geçtiniz, üretim bandında neleri değiştirdiniz, hangi ülkenin hangi standardını yakaladınız? İşte bunu anlattığınızda, yurt dışındaki olası alıcı sadece bir tedarikçiyle değil, güvenilir bir iş ortağıyla karşı karşıya olduğunu hissediyor. Özellikle B2B’de karar verme süreçleri uzundur, riskten kaçınılır. Sizin paylaştığınız içerikler, o risk algısını azaltan güven tuğlalarıdır. Yeter ki dosya görüntüsü paylaşmak yerine arka planı, insan faktörünü, iş yapış biçiminizi aktarın.
Üretim kapasitesini ve mühendisliği göstermek cesaret ister
Birçok sanayi firması, rakipler tarafından kopyalanma korkusuyla üretim bantlarını, özel aparatları, hatta test düzeneklerini paylaşmaktan çekiniyor. Burada danışmanlık verirken en çok duyduğumuz cümlelerden biri “Aman paylaşmayalım, rakip görür.” Peki Alman, İtalyan ya da Japon rakibiniz neleri paylaşıyor bir bakın. Çoğu, kalite kontrol süreçlerini, laboratuvar ortamlarını, hatta hata yaptıkları ve düzelttikleri süreçleri bile anlatıyor. Çünkü biliyorlar ki bir yabancı alıcı, tedarikçisinin ne kadar şeffaf olduğunu, sorun çözdüğünü ve mühendislik kaslarını görmek istiyor. İşte burada ihracat yapan sanayi firmasi icin linkedin sosyal medya stratejisinin kalbi atıyor. Vaka çalışmaları, özel üretim çözümleri, malzeme seçimindeki hassasiyetler, tolerans kabiliyetleriniz… Bunları LinkedIn’de detaylı makaleler halinde, Instagram’da ise kısa üretim videolarıyla gösterebilirsiniz. Önemli olan satır arasındaki mesajdır: “Biz bu işi hakkıyla yapıyoruz ve bunu kanıtlamaya hazırız.”
Fuarı, seyahati, müşteri ziyaretini içeriğe çevirememek
Yıllardır ihracatçılarımızın ajandalarını takip ediyoruz. Yılda en az iki üç yurt dışı fuarı, bir o kadar müşteri ziyareti, belki tedarikçi denetimi… Firma sahibine “Geçen ayki fuarda neler oldu?” diye soruyoruz, “Güzeldi, epey kartvizit topladık” diyor. Peki o fuarın sosyal medyadaki yansıması ne? Genelde bir tane standın önünde çekilmiş toplu fotoğraf ve “Hannover Messe’de yerimizi aldık” mesajı. Oysa o fuar, içerik anlamında bir altın madenidir. Stantta yaptığınız beş dakikalık bir ürün demosunu kaydedip LinkedIn’de yayınlasanız, oradaki yabancı ziyaretçilerden biriyle çektiğiniz röportajı paylaşsanız, fuarda karşılaştığınız sektörel eğilimleri bir yazıya döküp İngilizce olarak paylaşsanız… İşte o zaman o fuar bittiği gün bitmez; etkisi aylarca dijitalde yaşar. Kobimedya olarak sanayi firmalarına hep şunu söyleriz: Saha cebinizde bir içerik stüdyosuyla gezin. Telefonunuzdaki kamera, çoğu zaman fuar broşüründen daha değerli bir pazarlama aracıdır. Yeter ki neyi neden kaydedeceğinizi bilin.
Sertifikalar ve belgeler yalnızca web sitesinde durmamalı
İhracat yapan bir sanayi firmasının en büyük güvenlik kalkanlarından biri sahip olduğu uluslararası sertifikalardır. ISO belgeleri, sektörel akreditasyonlar, patentler, test raporları… Çoğu firma bunları web sitesinin “Kalite” sayfasına koyup işin bittiğini sanıyor. Ama bir LinkedIn taraması sırasında olası alıcı, bu belgelere web sitenizden değil, profilinizdeki içeriklerden ulaşmayı tercih eder. Bu belgelerin hikâyesini içerikleştirin. Mesela yeni bir kaynak sertifikası aldığınızda, LinkedIn’de bunu “Sertifikamızı aldık” diye değil, “Bu sertifika sayesinde şu ülkenin şu sektörüne artık doğrudan tedarik yapabiliyoruz” diye anlatın. Karşı taraf, bu belgenin sizin iş geliştirme kabiliyetinize ne kattığını anında görsün. İş başvurularında bile bu tür paylaşımlar işe yarar; kalifiye mühendis adayları, kendilerini geliştiren firmaları bu tür içeriklerden tanır ve size yönelir. Yani sertifikaları pazarlamanın da bir yol haritası var.
Fiyat veremeyiz ama maliyetin ne olduğunu anlatalım
Sanayici dostlarımızın en sık sorduğu sorulardan biri de bu işin maliyeti. Ne yazık ki burada standart bir fiyat telaffuz etmemiz mümkün değil; çünkü her ihracatçı sanayi firmasının ihtiyacı, hedef ülkesi, üretim kapasitesini anlatma biçimi, hatta yurt dışındaki rakiplerinin dijital olgunluğu farklı. Ama şunu çok net söyleyebiliriz: Dijital varlığa ayrılan bütçeyi bir gider kalemi olarak değil, fuar katılım maliyetine alternatif bir yatırım olarak görmek gerek. Bir yurt dışı fuarına katılımın stand, konaklama, broşür ve personel dahil toplam maliyetini düşünün. O bütçenin bir kısmıyla yıl boyunca sürecek stratejik bir LinkedIn ve sosyal medya planı kurgulayabilir, üstelik fuarın üç günlük etkisini on iki aya yayabilirsiniz. Biz Kobimedya’da fiyatlandırmayı daima firmanın ihracat stratejisiyle, hedef pazarlarıyla ve mevcut dijital altyapısıyla orantılı olarak şekillendiriyoruz. Detaylı bir analiz yapmadan rakam söylemek, muayene etmeden ilaç yazmaya benzer. O nedenle bu işe girmeden önce oturup konuşmayı, ihtiyacı tam olarak anlamayı tercih ediyoruz.
Kobimedya Vizyonu
Sektörde 20. Yılımız
Ucuza kaçıp markayı yakmanın gizli faturası
Burada bir parantez açmak zorundayız. Bazı sanayi firmaları, sosyal medya yönetimini “Bizim yeğen halleder” zihniyetiyle ya da en ucuz teklifi veren bir sosyal medya ajansına devrederek başlıyor. Sonuç? İngilizcesi bozuk, sektörel terminolojiden kopuk, teknik detayları yanlış aktaran paylaşımlar. Yurt dışındaki bir mühendis ya da satın almacı için bu tür hatalar affedilmez kırmızı çizgilerdir. Dijitalde ucuz çözümün maliyeti, o paylaşımın size getireceği potansiyel müşterinin kaybıdır. Üstelik yanlış bir içerik, marka algınızı tamir etmesi aylar süren bir hasara uğratabilir. Sanayi B2B’sinde güven, eğlenceli videolarla değil, doğru teknik dil, tutarlı profesyonel duruş ve sektöre özgü detaylarla inşa edilir. Bu yüzden bu işi ya işinin ehli bir iç ekip yönetmeli ya da sanayi sektörünü bilen bir dijital ajansla çalışılmalı.
LinkedIn’de yalnızca şirket sayfası yetmez, insan faktörü şart
İhracatçı sanayi firmasının en büyük kozlarından biri, ekibindeki mühendislerin, teknik satışçıların, üretim müdürünün LinkedIn profilleridir. Çoğu firma şirket sayfasına odaklanırken, asıl etkileşimi yaratacak olanın bireysel profiller olduğunu ıskalar. Bir Alman satın almacı, şirket sayfanızdan ziyade sizin ihracat müdürünüzün profilini inceler; paylaşımlarına, yorumlarına, bağlantılarına bakar. Bu nedenle çalışanların LinkedIn’de aktif, sektörel tartışmalara katılan, bilgi paylaşan profiller haline gelmesini teşvik etmek, bütüncül stratejinin parçası olmalı. Kobimedya olarak firmalara sunduğumuz planlarda, kurumsal hesap yönetiminin yanında kilit personelin LinkedIn varlığını güçlendirecek yönlendirmeleri de ekliyoruz. Teknik ekibinizi görünür kıldığınızda, arkanızda sadece bir logo değil, gerçek insanların olduğunu kanıtlamış oluyorsunuz.
Sosyal medyayı satış hattına bağlamanın incelikleri
Bu işin en çok ihmal edilen kısmı, gelen etkileşimi satış sürecine nasıl aktaracağınızı planlamamaktır. Diyelim ki LinkedIn’deki bir gönderinizin altına İspanya’dan bir firma yorum yaptı ya da özel mesaj attı. O mesaja kim, kaç saat içinde, hangi dille ve hangi dosyaları ekleyerek dönüş yapacak? Çoğu sanayi firmasında bu süreç tanımlı değil. Mesajı gören kişi belki izinde, belki toplantıda. Oysa B2B’de hızlı ve profesyonel dönüş, rakiplerinizin önüne geçmenizi sağlayan en basit ama en kritik detaydır. Biz planlarımızı kurgularken sadece içerik takvimi yapmıyoruz; sosyal medyadan gelen fırsatların firma içinde nasıl yönetileceğine dair basit ama işleyen bir aksiyon planı da öneriyoruz. Çünkü kanalları açıp suyu getirmek yetmez, o suyu nereye akıtacağınızı da bilmeniz gerekir.
Rakip değil referans olmak: İçeriğin uzun vadeli getirisi
İhracat pazarlarında kalıcı olmanın yolu, sektörde referans haline gelmekten geçer. Bu da bir çırpıda olmaz. Ama düzenli olarak LinkedIn’de derinlikli yazılar paylaşırsanız, üretim süreçlerinizi şeffafça anlatırsanız, müşteri başarı hikâyelerini isim vermeden de olsa aktarırsanız, zamanla yurt dışındaki satın almacılar için bir bilgi kaynağına dönüşürsünüz. İşte o noktada artık siz müşteriyi aramazsınız, müşteri ihtiyacı olduğunda doğrudan sizi hatırlar. Bu seviyeye gelen sanayi firmaları, fuarlara katılımı tamamen bırakmasalar bile oradaki rollerinin değiştiğini fark ederler; fuar artık yeni müşteri bulmak için değil, dijitalden başlayan ilişkiyi yüz yüze pekiştirmek için bir araç olur. Kobimedya olarak B2B sosyal medya planımızın özünde yatan şey tam olarak budur: İhracatçı sanayiciyi bir satıcı olmaktan çıkarıp, kendi alanında bir otorite haline getirmek.
Kobimedya’nın B2B yaklaşımı nerede ayrışır
Bizim iş yapış biçimimiz, önce dinleyip anlayıp sonra aksiyon almaya dayanır. İhracatçı sanayi firmasıyla çalışmaya başlarken üretim bandını gezeriz, mühendislerle konuşuruz, ihracat müdürünün hedef pazarlarını, o pazarlardaki rekabet dinamiklerini anlamaya çalışırız. Sosyal medya içeriklerini masa başında, şablonlardan üretmeyiz. Çünkü sanayi firmasının hikâyesi, fabrikanın içinde, torna tezgâhının başında, kalite kontrol laboratuvarındadır. Oradan çıkan gerçek görüntüler, sahici anlatımlar, teknik doğrularla örülmüş bir LinkedIn ve sosyal medya stratejisi, takipçi sayısından bağımsız olarak doğru kişilere dokunur. Aslolan yüz binlerce takipçi değil, doğru ülkeden doğru ünvandaki insanlarla kurulan bağlantıdır. İhracatçı sanayi firması için LinkedIn ve sosyal medya yönetimi, popüler gönderiler kovalamak değil, sabırla ve bilgiyle örülmüş bir güven inşasıdır. Bu inşanın temelinde de sektörü bilen, üretimden anlayan ve bunu dijital dile çevirebilen bir ekip olması yatar.
Yurt dışı pazarlarda var olmak isteyen sanayici dostlarımıza açık bir davetimiz var. Dijital varlığınızı konuşalım, sahadaki gerçekleri paylaşalım ve işinize özel bir yol haritası çizelim. Çünkü biliyoruz ki bir makine mühendisinin işini anlatırken attığı doğru bir LinkedIn paylaşımı, bazen binlerce euro harcanan bir fuardan daha kalıcı bir iş bağlantısı getirebilir. Yeter ki doğru planla, doğru zamanda ve doğru dille yapılsın.
Web Sitesi: kobimedya.com