Web sitesi erişilebilirlik nedir? Görme engelli müşterinin satın alamadığı sepet
Makale 26.06.2026 10 dk okuma

Web sitesi erişilebilirlik nedir? Görme engelli müşterinin satın alamadığı sepet

Geçen hafta bir e-ticaret müdürü aradı. Sesi sıkıntılıydı. “Sepete atma oranlarımız fena değil, trafik de var ama ödeme adımında inanılmaz bir kırılma yaşıyoruz. Ürün sayfasına kadar gelen kullanıcı, son adımda kayboluyor,” dedi. Önce klasik şüpheli listemizi çıkardık: kargo ücreti mi sürpriz oldu, ödeme seçenekleri mi az, güvenlik sertifikasında mı sorun var? Hiçbiri değildi. Sonra sitenin canlı kullanım kayıtlarını izlerken bir detay dikkatimizi çekti. Bir kullanıcı fare imlecini hiç hareket ettirmiyordu. Sayfayı sadece klavye ile geziyor, sekmeler arasında tab tuşuyla ilerliyordu. Sepete ürün eklemiş, renk seçmiş, beden belirlemiş, adres formunu doldurmaya başlamıştı. Derken “Siparişi Tamamla” butonuna geldi. Tab tuşuna bastı, bastı, bastı… İmleç o butona bir türlü odaklanmıyordu. Çünkü buton, görsel bir element olarak tasarlanmıştı ama HTML yapısında etkileşimli bir öğe olarak tanımlanmamıştı. Ekran okuyucu o butonu göremiyordu, klavye de erişemiyordu. O müşteri dolu sepetiyle siteden ayrıldı. Belki bir daha da dönmedi. İşte o an, müdürün aradaki farkı anlaması birkaç saniye sürdü. Erişilebilirlik denilen şey, sandığımızdan çok daha büyük bir satış kaybının tam ortasında duruyordu.

Kobimedya olarak yıllardır şunu söylüyoruz: web sitesi dediğiniz şey, bir vitrinden ibaret değildir. O vitrine herkesin girebilmesi gerekir. Görme engelli bir kullanıcının, işitme kaybı yaşayan bir müşterinin, motor becerileri kısıtlı bir ziyaretçinin, hatta sadece yaşlandığı için kontrast hassasiyeti azalmış bir emeklinin de o sitede işlem yapabilmesi gerekir. Bugün size web sitesi erişilebilirlik nasıl yapılır sorusunun cevabını, mutfaktan gelen gerçek hikâyelerle ve sahada işe yarayan somut adımlarla anlatacağız. Çünkü mesele sadece vicdani bir sorumluluk değil; bu aynı zamanda düpedüz bir iş kaybı.

Erişilebilirlik sadece engelliler için değildir, her zaman herkes içindir

Zihnimizde canlanan o klasik tabloyu bir kenara bırakalım. Erişilebilirlik denince çoğu işletme sahibinin aklına sadece görme engelliler için ekran okuyucu uyumu geliyor. Oysa mesele bundan çok daha geniş. Bir elinizle kahvenizi tutarken diğer elinizle telefonu kaydırmaya çalıştığınız o anı düşünün. Ya da güneşli bir günde dışarıda oturmuş, telefonunuzun ekranındaki yazıyı seçmeye çalışıyorsunuz. Belki bir kolunuz alçıda. Belki de kırklı yaşlarınızın ortasında, küçücük yazıları okumak için gözlerinizi kısmaya başladınız. İşte tüm bu anlar, erişilebilirlik kapsamına girer. Geçici sakatlık durumları, durumsal kısıtlamalar ve yaşa bağlı değişimler, hepimizi potansiyel birer erişilebilirlik kullanıcısı yapar. Bu yüzden iyi tasarlanmış, erişilebilir bir site aslında herkes için daha iyi bir sitedir. Kobimedya olarak biz, bir projeye başlarken masa başında değil, kullanıcının gerçek dünyadaki hallerini düşünerek yola çıkarız.

Kaybolan ses, görünmeyen kutucuk: ekran okuyucular bize ne anlatıyor?

Bir sitenin kod yapısına hiç bakmadan, sadece ekran okuyucu yazılımla gezinmeyi deneyin. Çoğu zaman şok geçirirsiniz. “Buraya tıklayın” yazan ama nereye tıklanacağını söylemeyen butonlar, “resim_123.jpg” diye okunan ürün görselleri, hangi alanı doldurduğunu anlamadığınız form elemanları… Ekran okuyucu kullanan bir ziyaretçi, sitenizin içinde rehbersiz bir yolculuğa çıkar. Siz bin bir emekle hazırladığınız kampanya banner’ını “grafik” olarak tanımlarsınız, o kullanıcıya sadece “görsel” denir ve geçilir. O görselin içindeki “%50 indirim” mesajı, o kullanıcı için hiç var olmamıştır. İşin ilginç yanı, bu sorunların büyük kısmını çözmek hiç de karmaşık değil. Doğru HTML etiketlerini kullanmak, başlık hiyerarşisini (h1, h2, h3) mantıklı kurmak, resimlere açıklayıcı alternatif metin (alt text) yazmak gibi temel adımlar, sitenizin sesli haritasını anında düzeltir. Kobimedya’da “Bu iş zor, büyük yatırım ister” diyene hemen güleriz. Zor olan, siteyi sıfırdan yanlış kurup sonra düzeltmeye çalışmaktır. Doğru başlangıç, maliyetin en düşük olduğu andır.

Web sitesi erişilebilirlik nasıl yapılır sorusunun kalbi: WCAG ile tanışın

İşi standarda bağlamadan yürümek, pusulasız denize açılmak gibidir. Bugün dünyada erişilebilirliğin anayasası kabul edilen WCAG (Web Content Accessibility Guidelines), işinizi sistematik hale getirir. A, AA ve AAA olmak üzere üç seviyesi vardır. Çoğu uluslararası mevzuat ve akıllı işletme, AA seviyesini hedefler. WCAG dört temel ilke üzerine kuruludur: Algılanabilir, işletilebilir, anlaşılabilir ve sağlam. Kulağa bürokratik gelebilir ama özü nettir. Kullanıcı içeriği görmeli veya duymalı (algılanabilir), siteyi klavye ile sorunsuz gezebilmeli (işletilebilir), içeriği ve arayüzü kavrayabilmeli (anlaşılabilir) ve tüm bu yapı farklı cihaz ve yardımcı teknolojilerde düzgün çalışmalı (sağlam). Biz Kobimedya olarak projelerimizde WCAG AA standartlarını içselleştiririz. Bu standartları “tamamlaması gereken bir kontrol listesi” gibi değil, iyi bir kullanıcı deneyiminin doğal bir parçası olarak görürüz.

Kontrast, alt metin, klavye navigasyonu: sihirli üçlü

WCAG kriterlerinin tamamını bir yazıya sığdıramayız ama size en sık karşılaştığımız ve düzeltmesi en hızlı sonuç veren üç alanı sayalım. Birincisi renk kontrastı. Açık gri zemin üzerine ince, açık mavi yazılar moda olabilir, minimalist durabilir ama okunamaz. Özellikle az gören veya yaşa bağlı görme bozukluğu olan kullanıcılar için metin ile arka plan arasındaki kontrast oranının yeterli olması şarttır. AA seviyesi için normal metinde en az 4.5:1 kontrast istenir. İkincisi alternatif metinler. Sitenizdeki her bilgi içeren görselin bir alt metni olmalıdır. “Fotoğraf” değil, “Elinde kahve fincanı tutan gülümseyen genç kadın” gibi betimleyici bir metin. Bu, ekran okuyucu kullanıcısına görselin içeriğini aktarır ve aynı zamanda Google’ın da o görseli anlamasına yardım eder. Üçüncüsü ve en can alıcısı klavye navigasyonu. Fare kullanamayan birçok kullanıcı, siteyi sadece tab, shift+tab, enter ve ok tuşlarıyla gezer. Sitenizdeki tüm etkileşimli öğeler (menüler, butonlar, form alanları, linkler) klavye ile erişilebilir olmalı, hangi öğeye odaklanıldığı görsel olarak net biçimde gösterilmelidir. Başta anlattığımız o kayıp siparişin tek sebebi, bu odaklanma halkasının eksikliğiydi.

Erişilebilirlik SEO’nun gizli ortağıdır

Yıllardır şuna tanık oluyoruz: bir siteyi erişilebilir hale getirdiğimizde, organik arama sonuçlarında da tuhaf bir kıpırdanma başlıyor. Bunun bir tesadüf olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Google’ın botu, sitenizi bir nevi en ağır engelli kullanıcı gibi tarar. JavaScript’i tam yorumlayamaz, görselleri sizin gördüğünüz gibi “görmez”. Sizin siteniz ne kadar temiz, yapılandırılmış ve alternatif metinlerle dolu olursa, Google botunun işi o kadar kolaylaşır. Düzgün bir HTML başlık hiyerarşisi (h1’den h6’ya) hem ekran okuyucunun sayfayı anlamasını sağlar hem de arama motorunun içerik yapısını kavramasına yardım eder. Video altyazıları sadece işitme engelliler için değil, Google’ın o video içeriğini indeksleyebilmesi için de altın değerindedir. Kısacası, erişilebilirlik çalışması yaparken aslında farkında olmadan sitenizin teknik SEO altyapısını da güçlendirirsiniz. Bu iki konuyu ayrı bütçeler, ayrı ekipler olarak görmek, bir taşla iki kuş vurma fırsatını ıskalamaktır.

“Bana ceza gelmez” demeyin, yasal rüzgâr tersine esiyor

Avrupa ve Amerika’da web erişilebilirliği artık bir “iyilik” olmaktan çıkmış; giderek artan bir beklenti ve bazı pazarlarda yasal bir gereklilik haline gelmiş durumda. Büyük havayolu şirketlerinden e-ticaret devlerine kadar pek çok firma, siteleri erişilebilir olmadığı için yüksek tazminatlı davalar ve maliyetli hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Türkiye’de de bu yönde bir eğilim yavaş yavaş belirginleşiyor. Özellikle kamuya hizmet veren, finans ve e-ticaret gibi sektörlerde erişilebilirliğe verilen önemin önümüzdeki dönemde artması beklenen bir eğilim olarak öne çıkıyor. Bunu bir tehdit olarak görmek yerine, markanızı bugünden ayrıştıracak bir fırsat olarak okumak mümkün. Rakibiniz hâlâ “nasılsa kimse şikâyet etmiyor” kafasındayken, sizin bir kullanıcı grubuna saygıyla yaklaşmanız, uzun vadede marka sadakatini inanılmaz besler. Kobimedya olarak kurumsal firmalara hep şunu hatırlatırız: çevrimiçi itibarınız, sadece şikâyet sitelerindeki yorumlardan ibaret değildir. Engelli bir kullanıcının sosyal medyada yapacağı olumlu bir paylaşımın, reklama ayırdığınız bütçeden daha etkili olabildiğini defalarca gördük.

Kobimedya’da bir siteyi nasıl denetliyoruz? Sadece araçlara güvenmeyiz

Piyasada onlarca otomatik erişilebilirlik tarama aracı var. Biz de kullanıyoruz. Ancak şunu bilin: otomatik araçlar erişilebilirlik sorunlarının yalnızca bir kısmını yakalayabilir, geri kalanı manuel denetim gerektirir. Hatalı bir buton etiketi bulur ama o butonun yazdığı metnin gerçekten anlamlı olup olmadığını bilemez. Kontrast oranını ölçer ama o rengin genel tasarım dili içinde kafa karıştırıp karıştırmadığını anlayamaz. Bu yüzden Kobimedya’da işi iki katmanlı yürütürüz. İlk katmanda otomatik araçlar, aynı zamanda kendi geliştirdiğimiz yapay zeka destekli ön taramalarımız devreye girer. İkinci ve asıl önemli katman ise manuel denetimdir. Ekibimiz ekran okuyucu yazılımıyla siteyi baştan sona gezer, sadece klavye ile tüm iş akışlarını dener, formları anlamlılık ve kullanım kolaylığı açısından test eder. Bunu bir terminal cihaz ya da özel bir yazılım simülasyonuyla değil, bizzat işin içine girerek yaparız. Çünkü biliriz ki bir checkbox’a ulaşamamak, o kullanıcının dünyasında koca bir duvara çarpmak demektir. Bu duvarı kaldırmak için önce onun varlığını kabul etmek, sonra da nasıl hissettirdiğini anlamak gerekir.

Kobimedya

Sektörde 20. Yılımız

Hemen Teklif Alın

Nereden başlamalı? hızlı kazanımlar listesi

İşletme sahipleri ve pazarlama müdürleri sıklıkla “Tamam, anladık da nereden başlayacağız?” diye sorar. İşte sahada defalarca uyguladığımız, gözle görülür sonucu hızlı alacağınız adımlar:

  • Basit bir klavye testi yapın. Farenizi bir kenara bırakın. Sadece tab tuşunu kullanarak tüm menülerinizi, ürün sayfalarınızı ve en önemlisi sepetten ödeme adımına kadar tüm süreci tamamlamaya çalışın. Nerede takılıyorsunuz? İmlecin o an nerede olduğunu görebiliyor musunuz? İşte ilk düzeltme listeniz bu anlardan oluşacak.
  • Tüm bilgi içeren görsellere alt metni ekleyin. Özellikle ürün görselleri, infografikler, kampanya banner’ları ve logonuz. Sırf bunu yapmak bile büyük fark yaratır.
  • Form etiketlerinizi kontrol edin. Her giriş alanının (isim, e-posta, şifre) bir etiketi (label) olmalı ve bu etiket programatik olarak o alana bağlanmalı. “Placeholder” yazısını etiket yerine koymayın, bu büyük hatadır.
  • Temel kontrast hatalarınızı bulun. Bunun için ücretsiz çevrimiçi kontrast denetleyicileri var. Özellikle açık gri üzerine yazdığınız o şık metinler ve birincil buton renkleriniz risk altındadır.
  • Video içeriklerinize altyazı ekleyin. Bunu sadece işitme engelliler için değil, ses açamayan ofis çalışanları veya sessiz ortamda gezinen mobil kullanıcılar için yapın.

Bu beş adımı bugün atarsanız, siteniz bir hafta içinde çok daha kapsayıcı hale gelir. Ancak şunu da açıkça söyleyelim: bunlar pansuman çözümlerdir. Asıl mesele, siteyi baştan kurarken veya büyük bir tasarım revizyonuna girerken bu bakış açısını projenin DNA’sına işlemektir. Bunu sonraya bırakmak, boya badana bittikten sonra eve tesisat döşetmek kadar maliyetli ve zahmetlidir.

“Benim müşterim engelli değil ki” yanılgısı ve kaybolan milyonlar

Sahada en çok duyduğumuz cümlelerden biridir bu. “Bizim hedef kitlemiz genç, dinamik, engelli kullanıcı bize gelmiyor.” Bu cümleyi kuran bir e-ticaret müdürüne yukarıdaki klavye testini yaptırdığımızda, kendi sitesinde ödeme yapamadığını görüp şoke olduğu anları biliriz. Mesele sizin hedef kitlenizin kim olduğu değil, sitenize giren herkesin potansiyel müşteri olduğu gerçeğidir. Ayrıca, erişilebilirlik sadece sürekli engeli olan bireylerle sınırlı değildir. Belli bir süre alçıyla yaşayan biri, migren atağı sırasında parlak beyaz arka plana bakamayan bir kullanıcı ya da metroda tek eliyle tutunup alışveriş yapmaya çalışan bir yolcu… Bunların hepsi sizin müşteriniz olabilir. O kullanıcıya kapıyı kapatan bir işletme, farkında olmadan ciddi bir cirodan vazgeçiyor demektir. Üstelik bu kullanıcıların marka deneyimi o kadar keskindir ki, kendi çevrelerine yaptıkları tavsiyelerin satın alma üzerindeki etkisi sandığınızdan çok daha yüksektir.

Erişilebilirlik bir projedir, site canlı kaldıkça nefes alır

Son olarak şu yanılgıya da açıklık getirelim: Erişilebilirlik, bir kez yapılıp kenara konulacak bir iş değildir. Sitenize yeni bir banner eklediniz, alt metnini unuttunuz. Yeni bir ürün filtreleme modülü kurdunuz, klavye erişimini test etmediniz. İçerik ekibiniz sürekli blog yazısı giriyor ama görsellerin alt metni hep boş geçiliyor. İşte tüm bunlar, sitenizin erişilebilirlik seviyesini her gün biraz daha aşağı çeker. Bu yüzden erişilebilirliği, tıpkı SEO gibi, kurumsal süreçlerinizin dinamik bir parçası haline getirmeniz gerekir. İçerik girişi yapan ekibin talimatlarında, görsel yükleyen sosyal medya sorumlusunun kontrol listesinde, yeni özellik geliştiren yazılım ekibinin test senaryolarında erişilebilirlik daima bir madde olmalıdır. Kobimedya olarak kurumsal müşterilerimize sadece site teslim etmiyoruz; onların ekiplerine bu kültürü aktarıyor, sürdürülebilir bir dijital varlık inşa etmeleri için yanlarında duruyoruz.

Şimdi başa dönün ve o kaybolan müşteriyi düşünün. Dolu sepetiyle rakibinizin sitesine gitmiş olabilir. Belki de rakibinizin sitesi de aynı hatayla doluydu ve o müşteri akşamında hiçbir şey satın alamadan sinirle telefonu kenara koydu. Her iki senaryoda da kaybeden sadece o kullanıcı değil, onu anlamayan işletmelerdir. Dijital olgunluk, vitrininizi her türlü ışıkta ve her türlü gözle görülebilir kıldığınız an başlar. Web sitesi erişilebilirlik nasıl yapılır sorusunun en yalın cevabı belki de budur: önce bu sorunun bir soru olduğunun farkına varmakla.

Kobimedya A.Ş. olarak yirmi yıldır bu işin mutfağındayız. Kurumsal web sitelerinden e-ticaret projelerine, SEO’dan video prodüksiyona kadar uzanan bütüncül hizmet anlayışımızın temelinde, dijitali herkes için erişilebilir ve anlamlı kılma çabası yatar. Çünkü biliyoruz ki bir web sitesi, ancak en zor koşullardaki kullanıcısına kendini kanıtladığında gerçekten iyi bir sitedir. Siz de sitenizin eksiklerini merak ediyor, nerede kullanıcı kaybettiğinizi somut olarak görmek istiyorsanız, birlikte oturup konuşalım. Her işletmenin ihtiyacı ve ölçeği farklıdır; bu yüzden ihtiyacınıza özel bir yol haritası çıkarmak için bize ulaşın.


Web Sitesi: kobimedya.com

Bu içerik işinize yaradı mı?

Paylaş

Kobimedya

Sektörde 20. Yılımız

Hemen Teklif Alın
Kobimedya

Kobimedya Hakkında

20+ Yıl Tecrübe

20 yılı aşkın saha tecrübesiyle markaları dijitalde büyüten, tam kapsamlı bir dijital ajansız. Web ve yazılım, yapay zeka entegrasyonu, işletmeye özel paneller, SEO ve Google optimizasyonu, sosyal medya yönetimi ile video prodüksiyonunu tek çatı altında, anahtar teslim yürütüyoruz. Bu yazıdaki her cümle, sahada test edilmiş gerçek tecrübenin ürünüdür.